LGS Çıkmış Sorular 2018–2026: 9 Yıllık Sorular Bize Ne Anlatıyor? Analiz – Özet

1. LGS Çıkmış Sorularına Bakmak Neden Önemli?

Google’da “LGS çıkmış sorular”, “LGS çıkmış sorular PDF”, “LGS soruları yıllara göre” gibi aramalar yapan bir öğrencinin ya da velinin aslında aradığı şey çoğu zaman yalnızca bir PDF değildir. Asıl ihtiyaç, geçmiş sınavları inceleyerek LGS’nin nasıl bir sınav olduğunu anlamaktır.

Çünkü çıkmış sorular, sınavın yalnızca konu listesini değil, soruların nasıl sorulduğunu da gösterir.

LGS çıkmış sorular, öğrencilerin yalnızca geçmiş yıllarda hangi sorularla karşılaştığını görmek için değil, sınavın nasıl düşündüğünü anlamak için de önemli bir kaynak. 2018’den 2026’ya kadar uygulanan LGS sorularını birlikte incelediğimizde, konu dağılımlarının yanında soru tarzlarında ve öğrenciden beklenen becerilerde de dikkat çekici ortaklıklar görüyoruz.

Millî Eğitim Bakanlığı, LGS kapsamındaki merkezî sınavın soru kitapçıkları ve cevap anahtarlarını yayımlıyor. Örneğin 2026 LGS’nin sözel ve sayısal soru kitapçıkları sınavın ardından kamuoyuyla paylaşıldı. Bu nedenle geçmiş yılların sorularına ulaşmak başlı başına zor bir iş değildir.

Asıl önemli olan, bu soruların birlikte incelenmesi ve anlamlandırılmasıdır.

LGS çıkmış sorular 2018-2026 yıllara göre analiz
2018-2026 LGS çıkmış sorularının yıllara ve derslere göre analizi

Çıkmış LGS soruları bize ne anlatır?

Geçmiş sınavları inceleyerek şu sorulara daha sağlıklı cevaplar arayabiliriz:

  • Hangi konu ve kazanımlar yıllar içinde tekrar tekrar karşımıza çıkmış?
  • Bazı konuların soru sayısı yıllara göre nasıl değişmiş?
  • Sorular daha çok bilgiyi mi, bilgiyi kullanmayı mı gerektiriyor?
  • Uzun metinler, grafikler, tablolar ve görseller sınavda nasıl kullanılıyor?
  • Matematikte yalnızca işlem yapmak yeterli mi?
  • Türkçede okuma ve yorumlama neden bu kadar önemli?
  • Fen bilimlerinde deney, veri ve grafik yorumlama ne kadar öne çıkıyor?
  • 2018’deki LGS ile 2026’daki LGS arasında nasıl bir fark var?

İşte “LGS çıkmış sorular” araştırmasını değerli hale getiren nokta tam olarak burasıdır.

Geçmiş sorular gelecekte çıkacak soruları tahmin ettirir mi?

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrım var:

Çıkmış sorular gelecekte hangi sorunun çıkacağını kesin olarak söylemez.

Bir konudan geçmiş yıllarda çok soru çıkmış olması, aynı konudan bir sonraki sınavda yine aynı sayıda soru geleceği anlamına gelmez. Ancak geçmiş sorular, sınavın hangi bilgi ve becerileri ölçmeye ağırlık verdiğini görmek açısından güçlü bir veri kaynağıdır.

Bu nedenle çıkmış sorulara yalnızca:

“Bunu daha önce sormuşlar.”

gözüyle bakmak yerine,

“Bu soru öğrenciden tam olarak ne yapmasını istiyor?”

sorusuyla yaklaşmak gerekir.

Bu yazıda ne yapacağız?

Bu çalışmada 2018’den 2026’ya kadar LGS sorularını yalnızca listelemeyeceğiz. Yılları birbirleriyle karşılaştırarak sınavın zaman içinde nasıl değiştiğini inceleyeceğiz.

Konu dağılımlarından soru karakterlerine, derslerin öne çıkan özelliklerinden okuma yüküne kadar farklı verileri birlikte değerlendireceğiz.

Amacımız “Gelecek LGS’de kesin şu çıkacak.” demek değil.

Amacımız, dokuz yıllık geçmişi okuyarak şu soruya mümkün olduğunca net bir cevap vermek:

LGS çıkmış sorular bize öğrencinin nasıl hazırlanması gerektiği konusunda ne söylüyor?

Bunun için önce 2018’den 2026’ya LGS’nin nasıl değiştiğine bakalım.

2. 2018’den 2026’ya LGS Nasıl Değişti?

LGS’yi anlamanın en iyi yollarından biri, bugünkü sınava tek başına bakmak değil, ilk uygulamadan bugüne kadar soruların nasıl değiştiğini incelemektir.

LGS, 2017-2018 eğitim öğretim yılından itibaren uygulanmaya başladı. İlk sınav olan 2018 LGS’de de bugün olduğu gibi toplam 90 soru bulunuyordu: 50 soruluk sözel ve 40 soruluk sayısal bölüm. Ancak önemli bir fark vardı: 2018’de sayısal bölüm için 60 dakika süre veriliyordu. MEB’in 2018 sınavına ilişkin değerlendirmesinde, özellikle sayısal bölümdeki boş bırakma oranlarının yüksek olduğu belirtildi ve sonraki yıl sayısal sürenin 80 dakikaya çıkarılması kararlaştırıldı.

Bugün uygulanan yapıda ise 50 soruluk sözel bölüm için 75 dakika, 40 soruluk sayısal bölüm için 80 dakika veriliyor. 2026 LGS de bu yapıyla gerçekleştirildi.

Peki asıl değişim nerede oldu?

Asıl dikkat çekici değişim, sınavın temel yapısından çok soruların öğrenciden beklediği düşünme biçiminde görülüyor.

MEB, LGS kapsamında hazırladığı örnek soruların ve sınav sorularının; öğrencinin yalnızca bilgiyi hatırlamasını değil, okuduğunu anlama, yorumlama, sonuç çıkarma, problem çözme, analiz yapma ve eleştirel düşünme gibi becerilerini ölçmesini amaçladığını açıkça belirtiyor. Bu yaklaşım yıllar içinde yayımlanan örnek soru çalışmalarında da devam ediyor.

Bu nedenle LGS sorularına baktığımızda artık yalnızca:

“Bu konuyu biliyor mu?”

sorusunu değil,

“Bildigi bilgiyi yeni bir durumda kullanabiliyor mu?”

sorusunu da görüyoruz.

Örneğin bir matematik sorusunda öğrenciden yalnızca bir işlemi yapması değil, sorudaki bilgileri ayıklaması, bir model kurması ve birkaç adımı doğru sırayla uygulaması beklenebiliyor. Fen bilimlerinde deney düzenekleri, grafikler ve veriler; Türkçede ise uzun metinler, çıkarım ve anlam ilişkileri daha belirgin bir rol oynayabiliyor.

Elimizdeki 2027 LGS Ajandası’ndaki 2026 değerlendirmeleri de bu tabloyu destekleyen örnekler içeriyor. Matematik bölümünde görsel okuma, grafik ve tablo yorumlama, günlük yaşam senaryoları ve çok adımlı düşünme; Türkçede uzun metinler ve mantık-muhakeme; fen bilimlerinde ise deney, değişken analizi ve grafik yorumlama özellikle vurgulanmış.

Yani LGS zorlaştı mı?

Bu soruya yalnızca “evet” veya “hayır” demek doğru olmaz.

Çünkü “zorluk” tek bir şey değildir.

Bir sınav daha fazla işlem gerektirebilir, başka bir sınav daha uzun metinler kullanabilir, bir başka sınav ise daha fazla yorumlama isteyebilir.

Son dokuz yılı incelerken bu nedenle yalnızca hangi konudan kaç soru çıktığına bakmayacağız. Soruların nasıl kurgulandığını, öğrenciden hangi becerileri istediğini ve yıllar içinde hangi özelliklerin istikrarlı biçimde karşımıza çıktığını da değerlendireceğiz.

Çünkü belki de LGS’de yıllar içinde değişen en önemli şey soru sayısı değil, öğrencinin bilgiyi kullanma biçimine verilen önemdir.

Ve şimdi asıl merak edilen yere geliyoruz:

Bu değişim derslere tek tek nasıl yansıdı?

Önce LGS Türkçe çıkmış sorularını 2018–2026 arasında inceleyelim.

3. LGS’de En Büyük Değişim: Soru Tarzı mı, Konu Dağılımı mı?

LGS çıkmış sorularına yıllar birlikte bakıldığında ilk dikkat çeken nokta, konu dağılımlarının her yıl aynı olmadığıdır. Bir konu bir yıl daha fazla soru ile öne çıkabilir, başka bir yıl daha az soru ile karşımıza çıkabilir. Bu nedenle yalnızca “hangi konudan kaç soru geldi?” sorusuna bakmak, LGS’nin değişimini anlamak için tek başına yeterli değildir.

Asıl dikkat çekici değişim soruların öğrenciden beklediği becerilerde ortaya çıkıyor.

Millî Eğitim Bakanlığı, LGS’ye yönelik örnek soruları hazırlarken öğrencilerin yalnızca bilgiyi hatırlamasını değil; okuduğunu anlama, yorumlama, sonuç çıkarma, problem çözme, analiz ve eleştirel düşünme gibi becerilerini ölçmeyi hedeflediğini açıkça belirtiyor. Bu yaklaşım farklı yıllarda yayımlanan örnek soru çalışmalarında da korunuyor.

Konular değişebiliyor, beceriler daha kalıcı

Örneğin matematikte belirli bir konunun soru sayısının yıllara göre değiştiğini görebiliyoruz. Elimizdeki 2027 LGS Ajandası verisinde 2023–2026 arasında bazı matematik konularında belirgin dalgalanmalar bulunurken, sonraki yıllarda daha istikrarlı dağılımlar da görülüyor.

Bu bize önemli bir şey söylüyor:

Geçmişte çok soru çıkan bir konuyu bilmek değerlidir; ancak yalnızca soru sayılarına bakarak gelecekteki sınavı tahmin etmek doğru değildir.

Buna karşılık soru biçimine baktığımızda daha kalıcı bir tablo görüyoruz.

Öğrenciden;

  • verilen bilgileri ayıklaması,
  • metni dikkatli okuması,
  • grafik veya tabloyu yorumlaması,
  • farklı bilgileri bir araya getirmesi,
  • günlük yaşam bağlamını anlaması,
  • ulaştığı sonucu gerekçelendirmesi

beklenebiliyor.

2026 LGS için hazırlanan değerlendirmelerde de matematikte görsel okuma, grafik ve tablo yorumlama, günlük yaşam senaryoları ve çok adımlı düşünme; fen bilimlerinde deney, değişken analizi ve grafik yorumlama; Türkçede ise uzun metinler, mantık-muhakeme ve çıkarım yapma becerileri özellikle öne çıkıyor.

Peki bu öğrenciler için ne anlama geliyor?

LGS hazırlığında artık yalnızca:

“Konuyu bitirdim mi?”

sorusunu sormak yeterli değil.

Bunun yanında:

“Bu bilgiyi farklı bir soruda kullanabiliyor muyum?”

“Soruyu doğru anlayabiliyor muyum?”

“Verilen bilgiler arasında bağlantı kurabiliyor muyum?”

sorularını da sormak gerekiyor.

İşte bu yüzden çıkmış soruları incelerken bizim için soru sayısından daha önemli bir başka veri var: Sorunun öğrenciden istediği düşünme biçimi.

Bu ayrımı bundan sonraki bölümlerde ders ders göreceğiz. Önce Türkçe LGS çıkmış sorularına bakarak bu değişimin en görünür örneklerinden birini inceleyelim.

4. LGS Türkçe Çıkmış Sorularının 2018–2026 Analizi

LGS Türkçe, 20 sorudan oluşan ve öğrencinin yalnızca Türkçe bilgisine değil, okuma, anlama, yorumlama ve çıkarım yapma becerilerine de ciddi biçimde ihtiyaç duyduğu bir alan.

Dokuz yıllık döneme baktığımızda ilk dikkat çeken nokta şu:

LGS Türkçe’de belirli konu başlıkları değişse de anlam ve yorumlama ekseni oldukça güçlü biçimde korunuyor.

MEB de LGS’ye yönelik örnek soruların öğrencinin okuduğunu anlama, yorumlama, sonuç çıkarma, analiz ve eleştirel düşünme gibi becerilerini ölçmeye yönelik hazırlandığını belirtiyor.

4.1. Türkçe’de Hangi Konular Daha Sık Soruldu?

2018–2025 arasındaki konu dağılımlarından birinde 160 Türkçe sorusu içinde Parçada Anlam 47, Sözel Mantık/Görsel Okuma 34, Cümlede Anlam 17 ve Sözcükte Anlam 13 soru olarak sınıflandırılmış durumda.

Bu rakamları tek başına “gelecek sınavda şu kadar soru gelir” şeklinde okumamak gerekir. Farklı kaynaklar bazı soruları birden fazla kazanımla ilişkilendirebildiği için konu sınıflandırmalarında küçük farklılıklar görülebiliyor. Nitekim elimizdeki rakip çalışmasında 2023–2026 için Paragrafta Anlam soru sayıları 7, 4, 5 ve 8 olarak verilirken, Sözel Mantık/Grafik Okuma için 4, 4, 3 ve 3 değerleri bulunuyor.

Burada bizim için önemli olan tek tek rakamlardan ziyade büyük resim:

LGS Türkçe’de anlam bilgisi, paragraf, mantık ve görsel yorumlama becerileri yıllar boyunca önemli bir yer tutuyor.

4.2. Paragraf Soruları Neden Bu Kadar Önemli?

Paragraf sorularını yalnızca “çok soru çıkan konu” olarak görmek eksik kalır.

Asıl mesele, öğrencinin bir metni okuyup ana düşünceyi bulabilmesi, verilen bilgiler arasında ilişki kurabilmesi, çıkarım yapabilmesi ve sorunun istediği noktayı fark edebilmesi.

Üstelik bunu yalnızca Türkçe sorularında kullanmıyor.

Benzer okuma ve yorumlama becerileri matematikte problem metinlerini, fende deney senaryolarını, inkılap tarihinde belge ve metinleri anlamada da karşısına çıkabiliyor.

Bu nedenle:

“LGS Türkçe için paragraf çözüyorum.”

ile

“Okuduğumu daha doğru ve hızlı anlamayı öğreniyorum.”

aynı şey değildir.

İkincisi çok daha geniş ve kalıcı bir beceridir.

4.3. Sözel Mantık ve Görsel Okuma Soruları

Son yıllarda Türkçe testinin dikkat çeken alanlarından biri de sözel mantık, grafik ve görsel okuma soruları.

2018–2025 verisinde bu başlık altında toplam 34 soru sınıflandırılmış olması da bunun tesadüfi bir unsur olmadığını gösteriyor.

Bu sorular öğrenciden yalnızca Türkçe bilgisi istemez.

Öğrencinin;

verileri düzenlemesi, koşulları takip etmesi, olasılıkları elemesi ve verilen bilgilerden doğru sonucu çıkarması gerekir.

Bu nedenle Türkçe çalışırken yalnızca dil bilgisi testlerine ağırlık vermek, sınavın tamamını anlamak için yeterli değildir.

4.4. Dil Bilgisi Sorularının Yeri

Yazım kuralları, noktalama, fiilimsiler, cümle bilgisi ve diğer dil bilgisi başlıkları da LGS Türkçe içinde yer almaya devam ediyor. Ancak yıllara göre hangi alt başlıktan kaç soru geldiği değişebiliyor.

Bu yüzden öğrencinin:

“Geçen yıl bundan bir soru çıktı, bu yıl da kesin çıkar.”

mantığıyla çalışması doğru değil.

Daha doğru yaklaşım:

Müfredattaki temel bilgileri öğrenmek ve bu bilgileri farklı soru biçimlerinde kullanabilmek.

4.5. Türkçe Soruları Yıllar İçinde Değişti mi?

Değişimin en önemli tarafı, belirli bir konunun ortadan kalkması veya başka bir konunun gelmesinden ziyade bilginin sorunun içine yerleştirilme biçiminde görülüyor.

2026’ya ilişkin elimizdeki analizde uzun ve yoğun metinler, mantık-muhakeme soruları, çıkarım yapma ve birbirine yakın çeldiriciler özellikle vurgulanıyor.

Bu bize önemli bir ayrım gösteriyor:

LGS Türkçe’de başarılı olmak, yalnızca Türkçe konularını bilmek değildir.

Öğrenci bildiği bilgiyi, karşısına alışık olmadığı bir metin veya problem içinde kullanabilmelidir.

4.6. 2018 ve 2026 Türkçesi Arasında Ne Değişti?

İlk LGS’den bugüne baktığımızda sınavın bütün yıllarda aynı biçimde hazırlandığını söylemek mümkün değil. Ancak değişmeyen güçlü bir eksen var:

Öğrencinin metni anlaması ve verilen bilgiden doğru sonuca ulaşması.

Bu nedenle dokuz yıllık sorulara baktığımızda yalnızca “hangi konudan kaç soru çıktı?” sorusunu sormak yerine, “Bu soruyu çözebilmek için öğrencinin hangi beceriye ihtiyacı vardı?” sorusunu sormak çok daha öğretici.

Türkçe Çıkmış Sorular Bize Ne Anlatıyor?

LGS Türkçe açısından dokuz yıllık geçmişten çıkarılabilecek en önemli ders şu:

Çocuğa yalnızca soru çözdürmek değil, iyi bir okuyucu ve iyi bir anlamlandırıcı olmasını sağlamak gerekiyor.

Paragraf çözmek bunun bir parçası.

Kitap okumak bunun bir parçası.

Sözel mantık çözmek bunun bir parçası.

Ama bütün bunların üzerinde duran temel beceri okuduğunu anlayabilmek.

Ve belki de LGS Türkçe açısından en önemli soru şu:

Bir öğrenci soruyu okuyabiliyor mu, yoksa gerçekten ne anlatıldığını anlayabiliyor mu?

İlerleyen bölümlerde aynı soruyu LGS Matematik için soracağız: Matematikte yıllar içinde hangi konular öne çıktı ve asıl önemlisi, öğrenciden nasıl bir düşünme biçimi istendi?

5. LGS Matematik Çıkmış Sorularının 2018–2026 Analizi

LGS denince birçok öğrencinin ve velinin aklına ilk gelen ders matematik oluyor. Bunun önemli bir nedeni de matematik testinin, öğrenciden yalnızca konuyu bilmesini değil, bildiği bilgiyi farklı bir problem içinde kullanmasını istemesi.

2018’den 2026’ya kadar olan LGS matematik sorularını birlikte incelediğimizde de önemli bir tablo ortaya çıkıyor:

Konu başlıkları yıllara göre değişebiliyor; ancak matematikte bazı temel konu grupları sürekli karşımıza çıkıyor ve soruların çözümünde problem kurma, ilişki kurma ve bilgiyi uygulama becerisi önemini koruyor.

Önce konu dağılımına bakalım.

5.1. LGS Matematikte En Çok Hangi Konular Soruldu?

2018–2025 arasındaki farklı kaynakların ortaklaştırdığı soru dağılımlarına bakıldığında kareköklü ifadeler, üslü ifadeler, cebirsel ifadeler, doğrusal denklemler ve geometri başlıklarının matematik testinde düzenli biçimde yer aldığı görülüyor. Örneğin bir 2018–2025 derlemesinde Kareköklü İfadeler çoğu yıl 3 soru civarında, Üslü İfadeler 2–4 soru, Doğrusal Denklemler ise kapsam dahilindeki yıllarda 2–4 soru aralığında sınıflandırılmış.

Burada önemli olan ayrıntı şu:

Bir konunun geçmişte çok soru getirmesi, gelecekte de mutlaka aynı sayıda soru getireceği anlamına gelmez.

Örneğin 2020 ve 2023 yıllarında sınav kapsamının özel koşullar nedeniyle daraltılması, o yıllardaki konu dağılımlarını diğer yıllarla doğrudan karşılaştırmayı zorlaştırıyor. 2020’de yalnızca birinci dönem konularından, 2023’te ise deprem nedeniyle belirlenen kapsam içindeki konulardan sorular hazırlanmıştı.

Dolayısıyla soru sayılarını okurken yılın sınav kapsamını da mutlaka hesaba katmak gerekir.

5.2. Matematikte Yıllara Göre Konu Dağılımı

Elimizdeki rakip çalışmasının 2023–2026 tablosunda dikkat çekici bir başka durum var.

Örneğin:

Kareköklü İfadeler: 5 → 3 → 3 → 3
Üslü İfadeler: 3 → 2 → 2 → 2
Cebirsel İfadeler ve Özdeşlikler: 4 → 2 → 2 → 2

şeklinde bir dağılım görülüyor. Buna karşılık 2024, 2025 ve 2026’da Doğrusal Denklemler 3, Eşitsizlikler 2 ve Üçgenler 2 soru olarak sınıflandırılmış.

Bu tablo bize son yıllarda belirli konu gruplarında dikkat çekici bir istikrar oluştuğunu düşündürüyor.

Fakat burada “istikrar” kelimesini doğru anlamak gerekiyor.

Bu, “gelecek sınavın soru dağılımı belli” demek değil.

Daha doğru ifade şu:

Geçmiş sınavlarda bazı konu grupları düzenli biçimde matematik testinin önemli bir bölümünü oluşturmuş.

Bu bilgi, çalışma planı hazırlanırken geçmişi anlamamıza yardımcı olabilir; ancak geleceği kesin biçimde tahmin ettirmez.

5.3. En Dikkat Çekici Konulardan Biri: Kareköklü İfadeler

Kareköklü ifadeler, yıllar boyunca matematik testinde düzenli olarak karşımıza çıkan konu başlıklarından biri.

2018–2025 derlemelerinde bu konu çoğu yıl 2–5 soru arasında sınıflandırılırken, 2026 rakip analizinde de 3 soru olarak yer alıyor.

Fakat burada asıl dikkat edilmesi gereken yalnızca kaç soru çıktığı değil, bu soruların nasıl çözüldüğüdür.

Öğrencinin kareköklü ifadelerin kurallarını bilmesi tek başına yeterli olmayabilir. Soruyu anlaması, verilen bilgileri doğru kullanması ve işlemleri doğru sırayla yürütmesi gerekir.

Bu nedenle:

“Kareköklü ifadelerden kaç soru çıkıyor?”

sorusunun yanına mutlaka:

“Bu sorular öğrenciden hangi becerileri istiyor?”

sorusunu koymalıyız.

5.4. Cebir ve Denklemler Neden Önemli?

Cebirsel ifadeler ve denklemler de LGS matematiğinin önemli yapı taşlarından.

2018–2025 verilerinde Cebirsel İfadeler ve Özdeşlikler birçok yılda 2–4 soru civarında yer alırken, Doğrusal Denklemler de kapsam dahilindeki yıllarda düzenli biçimde karşımıza çıkıyor.

Buradaki önemli nokta, bu konuların öğrencinin yalnızca işlem yapmasını değil, matematiksel ilişki kurmasını gerektirmesi.

Bir denklem sorusu bazen doğrudan denklem çözmekten çok, uzun bir problem metnindeki bilgileri matematiksel ifadeye dönüştürmeyi gerektirebilir.

Yani öğrenci için iki ayrı beceri gerekir:

Matematiği bilmek ve sorudaki matematiği fark etmek.

5.5. Geometri Soruları da Düzenli Bir Yer Tutuyor

Üçgenler, eşlik ve benzerlik, dönüşüm geometrisi ve geometrik cisimler gibi konular da farklı yıllarda matematik testinde yer alıyor. 2018–2025 dağılımlarında özellikle Üçgenler ve Eşlik-Benzerlik belirli bir süreklilik gösterirken, bazı yıllarda sınav kapsamı nedeniyle ilgili konuların soru sayıları değişebiliyor.

Geometride de benzer bir durum var:

Şekli görmek, soruyu çözmek anlamına gelmiyor.

Öğrencinin şekli doğru yorumlaması, verilen bilgileri ilişkilendirmesi ve hangi geometrik özelliği kullanacağını fark etmesi gerekiyor.

5.6. LGS Matematik Soruları Yıllar İçinde Zorlaştı mı?

Bu soruya yalnızca “evet” demek de “hayır” demek de yeterli değil.

Çünkü matematikte zorluk tek bir ölçüden oluşmuyor.

Bir soru fazla işlem gerektirebilir. Başka bir soru daha az işlemle, ancak daha karmaşık bir akıl yürütmeyle çözülebilir.

2026’ya ilişkin rakip analizinde de matematik testinde görsel okuma, grafik ve tablo yorumlama, günlük yaşam senaryoları, modelleme ve çok adımlı düşünme özellikleri özellikle vurgulanıyor.

Dolayısıyla matematikteki değişimi yalnızca:

“Sorular zorlaştı.”

şeklinde ifade etmek yerine,

“Soruların öğrenciden beklediği düşünme biçimini incelemek gerekir.”

demek daha doğru.

5.7. Matematikte İşlem Becerisi Yetiyor mu?

Hayır.

En azından LGS matematiğini yalnızca işlem becerisine indirgemek doğru olmaz.

Öğrencinin;

  • soruyu doğru okuması,
  • verilenleri ayıklaması,
  • matematiksel modeli kurması,
  • hangi bilgiyi nerede kullanacağını belirlemesi,
  • işlemleri kontrol etmesi

gerekebilir.

Bu nedenle LGS matematik çalışmasının hedefi yalnızca “daha hızlı işlem yapmak” olmamalı.

Hedef:

“Karşıma daha önce görmediğim bir problem geldiğinde, nereden başlayacağımı biliyor muyum?”

sorusuna “evet” diyebilecek seviyeye gelmek olmalı.

5.8. 2018 ve 2026 Matematik Soruları Arasında Ne Değişti?

Dokuz yıllık döneme bakarken en önemli ayrım burada ortaya çıkıyor:

Konu isimleri büyük ölçüde tanıdık; soruyu çözme biçimi ise öğrenciden giderek daha bilinçli bir okuma ve uygulama bekliyor.

Bu nedenle LGS matematik için yalnızca konu listesine bakarak hazırlık yapmak eksik kalır.

Öğrencinin hem konu bilgisini hem de bu bilgiyi yeni bir durumda kullanma becerisini geliştirmesi gerekir.

5.9. Matematik Çıkmış Sorular Bize Ne Anlatıyor?

Geçmiş yılların matematik sorularından çıkarabileceğimiz en önemli sonuç şu:

LGS matematikte yalnızca “konuyu biliyor olmak” ile “soruyu çözebiliyor olmak” aynı şey değil.

Çıkmış sorular bu farkı görmek için çok değerli.

Bir öğrencinin yanlış yaptığı soruya yalnızca “konuyu bilmiyor” diye bakmak yerine;

Konuyu mu bilmiyor?
Soruyu mu yanlış okudu?
Modeli mi kuramadı?
İşlemde mi hata yaptı?
Yoksa doğru yöntemi bulduğu halde zamanı mı yetmedi?

diye incelemek çok daha anlamlı.

İşte bundan sonraki adım da burada başlıyor: LGS çıkmış sorularını yalnızca çözmek değil, öğrencinin hatasını ve düşünme biçimini analiz etmek.

6. LGS Fen Bilimleri Çıkmış Sorularının 2018–2026 Analizi

Fen Bilimleri, LGS’de yalnızca bilgiyi hatırlamayı değil, verilen bilgiyi kullanmayı da gerektiren derslerden biri. Çıkmış sorulara yıllar birlikte bakıldığında dikkat çeken nokta, konuların tamamen değişmesinden çok aynı kazanımların farklı deney, grafik, günlük yaşam ve yorumlama senaryolarıyla yeniden kurgulanması oluyor.

2018–2025 arasındaki çeşitli soru dağılım derlemelerinde özellikle DNA ve Genetik Kod, Basınç, Madde ve Endüstri, Enerji Dönüşümleri ve Çevre Bilimi ile Elektrik ünitelerinin yıllar boyunca düzenli biçimde yer aldığı görülüyor. Ancak bu tabloların MEB tarafından yayımlanmış resmî “konu kotası” olmadığını, çıkmış soruların konu başlıklarına göre yapılan sınıflandırmalar olduğunu özellikle belirtmek gerekir.

6.1 Fen Bilimleri’nde En Çok Hangi Konular Soruldu?

2018–2025 dönemine ait konu dağılım derlemeleri, Madde ve Endüstri ile DNA ve Genetik Kod konularının en yüksek soru ağırlığına sahip başlıklar arasında bulunduğunu gösteriyor. Basınç da yıllar boyunca tekrar eden önemli ünitelerden biri. Bunun yanında ikinci dönem konuları olan Basit Makineler, Enerji Dönüşümleri ve Çevre Bilimi ile Elektrik Yükleri ve Elektrik Enerjisi de sınavda düzenli olarak karşımıza çıkıyor.

2026 için kullanılan LGS Ajandası verisinde de benzer tablo görülüyor. 20 soruluk Fen Bilimleri testinde Madde ve Endüstri 5, DNA ve Genetik Kod 3, Basınç 2, Basit Makineler 2, Enerji Dönüşümleri ve Çevre Bilimi 4 ve Elektrik Yükleri ve Elektrik Enerjisi 3 soru olarak sınıflandırılmış; Mevsimler ve İklimden ise 1 soru gösterilmiş.

Buradan çıkarılacak sonuç, “şu konudan kesin şu kadar soru gelir” şeklinde bir tahmin yapmak değil. Geçmiş yıllar, öğrencinin hangi üniteleri uzun soluklu ve farklı soru biçimlerine hazır olacak şekilde çalışması gerektiğini anlaması için kullanılmalı.

6.2 DNA ve Genetik Kod Soruları Yıllar İçinde Nasıl Değişti?

DNA ve Genetik Kod, geçmiş yıllarda dikkat çeken dalgalanmalardan birine sahip. Örneğin bazı yıllarda soru sayısı ciddi biçimde artarken bazı yıllarda daha sınırlı kalıyor. 2018–2025 derlemelerinde 2020 ve 2023 gibi özel kapsam uygulanan yıllarda bu konudan çok daha fazla soru sınıflandırıldığı görülüyor.

Fakat burada asıl dikkat edilmesi gereken soru sayısı değil, sorunun öğrenciden ne istediği.

Bir soru DNA’nın yapısını doğrudan sormak yerine bir deney düzeneği, kalıtım şeması, fenotip-genotip ilişkisi veya günlük yaşam üzerinden öğrencinin verilen bilgileri ilişkilendirmesini isteyebiliyor. Bu nedenle yalnızca kavramları ezberlemek, çıkmış soruların tamamını açıklamak için yeterli olmuyor.

6.3 Basınç ve Madde ve Endüstri Soruları

Fen Bilimleri çıkmış sorularında Basınç ile Madde ve Endüstri de önemli bir ağırlığa sahip. Özellikle Madde ve Endüstri ünitesi, farklı yıllarda yüksek sayıda soruyla temsil edilen başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

Bu konuların önemli bir ortak özelliği var: Öğrenciden çoğu zaman tek bir bilgiyi hatırlaması değil, birden fazla bilgiyi aynı soru içinde kullanması bekleniyor.

Örneğin bir basınç sorusunda yalnızca “basınç nedir?” bilgisi yetmeyebilir. Yüzey alanı, kuvvet, sıvının derinliği veya deney düzenekleri birlikte değerlendirilmek zorunda kalabilir. Benzer şekilde Madde ve Endüstri sorularında da tablo, gözlem sonucu, deney verisi veya günlük yaşam örneği üzerinden yorumlama yapılabilir.

6.4 Deney, Grafik ve Değişken Analizi Soruları

2026 Fen Bilimleri testiyle ilgili LGS Ajandası değerlendirmesinde özellikle deney kurguları, hipotez test etme, değişken analizi ve grafik yorumlama başlıklarının soruların merkezinde olduğu belirtiliyor. Aynı değerlendirmede günlük yaşamdan örneklerin de soru kurgularında yoğun biçimde kullanıldığı ifade ediliyor.

Bu aslında Fen Bilimleri çalışmasının nasıl yapılması gerektiğine dair önemli bir ipucu veriyor.

Öğrenci yalnızca konu anlatımını okuyup ardından klasik test çözmek yerine, bir deneyde hangi değişkenin değiştirildiğini, hangisinin sabit tutulduğunu, elde edilen verinin ne anlattığını ve verilen grafiğin hangi sonucu desteklediğini okuyabilmeli.

Yani Fen Bilimleri’nde “bilmek” ile “bilgiyi kullanabilmek” arasında belirgin bir fark var.

6.5 Fen Sorularında Günlük Yaşam ve Yorumlama

LGS Fen Bilimleri sorularının önemli özelliklerinden biri de fen bilgisini günlük hayatın içine yerleştirmesi.

Basınç bir deney düzeneğinde, enerji dönüşümü günlük kullanılan bir araçta, elektrik bir devrede, DNA ise bir biyolojik durum üzerinden karşımıza çıkabiliyor. Böylece öğrenciye doğrudan “bu kavram nedir?” demek yerine, “Bu durumda hangi bilimsel açıklama geçerlidir?” sorusu yöneltiliyor.

2026 değerlendirmesinde de günlük yaşam örnekleri, grafik yorumlama ve deneysel düşünme özellikle vurgulanıyor.

Bu nedenle çıkmış soruları incelerken sadece doğru cevabı işaretlemek yerine şu soruya da bakmak gerekiyor:

Bu soru benden hangi bilgiyi değil, hangi düşünme becerisini istedi?

İşte bu soru, çıkmış soruların öğrencinin gelişimine en fazla katkı sağlayan kısmını oluşturuyor.

6.6 2018 ve 2026 Fen Soruları Arasında Ne Değişti?

2018–2026 dönemine tek tek sorular üzerinden bakıldığında, Fen Bilimleri’nde temel kazanımların tamamen ortadan kalktığını söylemek doğru olmaz. Değişim daha çok kazanımın sunuluş biçiminde görülüyor.

Daha eski sorularda bir kavramı doğrudan ölçen örneklerle karşılaşmak mümkünken, sonraki yıllarda bu kavramların deney, tablo, grafik, görsel veya günlük yaşam senaryosunun içine yerleştirilmesi daha belirgin hale geliyor.

2026 değerlendirmesi de bu yaklaşımı destekliyor: Deney adımlarını takip edebilme, hipotez test etme, değişkenleri analiz etme ve grafik yorumlama gibi beceriler öne çıkarılıyor.

Bu yüzden 2018 sorusuyla 2026 sorusu arasındaki farkı yalnızca “biri daha zor, biri daha kolay” şeklinde değerlendirmek yerine, öğrenciden beklenen zihinsel işlemi karşılaştırmak daha anlamlı.

6.7 Fen Bilimleri Çıkmış Sorular Bize Ne Anlatıyor?

Fen Bilimleri çıkmış sorularının 2018–2026 analizi bize üç önemli şey söylüyor:

Fen Bilimleri’nde konu bilgisi hâlâ temel. Ancak konu bilgisi tek başına yeterli değil. Öğrenci bu bilgiyi deney, grafik, tablo ve günlük yaşam bağlamında kullanabilmeli.

İkinci olarak, soru sayılarındaki yıllık değişimler öğrenciyi yalnızca “çok çıkan konulara” yönlendirmemeli. Çünkü geçmişte fazla sorulan bir konunun bir sonraki sınavda aynı ağırlıkta çıkacağının garantisi yok.

Üçüncü ve belki de en önemli nokta şu: Çıkmış sorular, gelecekte çıkacak soruları tahmin etmekten çok LGS’nin soru sorma mantığını anlamak için değerlidir.

Bu nedenle Fen Bilimleri’nde çıkmış soru çalışmasının en verimli hali, soruyu çözdükten sonra “Doğru cevap neydi?” demekle bitmez. “Ben bu soruyu neden kaçırdım, hangi bilgiyi kullanamadım ve sorunun benden istediği düşünme adımı neydi?” sorularıyla devam eder.

Bir sonraki dersimiz olan T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük bölümünde de aynı yöntemi kullanarak, yıllar içinde hangi konuların öne çıktığına ve tarih sorularının neden giderek daha fazla yorumlama gerektirdiğine bakacağız.

7. LGS T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Çıkmış Sorularının 2018–2026 Analizi

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, LGS’de soru sayısı açısından diğer bazı derslere göre daha küçük bir ağırlığa sahip olsa da, bilgiyi kronolojik bir bütün içinde anlayabilme ve verilen bilgiden çıkarım yapabilme açısından dikkat isteyen bir ders.

2018–2025 arasındaki soru dağılımlarına bakıldığında özellikle Atatürkçülük ve Çağdaşlaşan Türkiye, Milli Uyanış ve Milli Bir Destan ünitelerinin öne çıktığı görülüyor. Bir derleme, 2018–2025 arasında bu üç başlığın sırasıyla 21, 20 ve 17 soruyla en fazla temsil edilen konular olduğunu gösteriyor. Ancak bu tür tabloların MEB tarafından yayımlanmış resmî konu kotaları değil, çıkmış soruların konu başlıklarına göre sınıflandırılması olduğunu akılda tutmak gerekir.

7.1 İnkılap Tarihi’nde En Çok Hangi Konular Soruldu?

Geçmiş yılların tamamına birlikte bakıldığında Atatürkçülük ve Çağdaşlaşan Türkiye ile Milli Uyanış: Bağımsızlık Yolunda Atılan Adımlar en sık karşılaşılan başlıklar arasında bulunuyor. Milli Bir Destan: Ya İstiklal, Ya Ölüm! de düzenli biçimde soru üretilen konulardan biri.

Fakat burada öğrencinin yapmaması gereken önemli bir hata var:

“Bu konudan çok soru çıkmış, o hâlde sadece buraya çalışayım.”

Çıkmış sorular konu önceliği hakkında fikir verebilir; ancak gelecek sınavın soru dağılımını garanti etmez. Özellikle 2020 ve 2023 gibi sınav kapsamının olağan yıllardan farklı olduğu dönemler, geçmiş yıl karşılaştırmalarında ayrıca değerlendirilmelidir.

7.2 İnkılap Tarihi Soruları Ezber mi, Yorum mu?

Bu ders denildiğinde akla çoğu zaman tarih, kişi, olay ve kavram ezberlemek geliyor. Ancak çıkmış soruların önemli bölümü, bu bilgilerin bir metin, belge, harita, görsel veya olay örgüsü içerisinde kullanılmasını gerektiriyor.

LGS Ajandası’nın 2026 değerlendirmesinde de soruların yalnızca kronolojik bilgi ezberini değil, verilen metin ve görsellerden çıkarım yapabilmeyi ölçtüğü; neden-sonuç ilişkilerinin, harita ve tablo analizinin öne çıktığı belirtiliyor.

Dolayısıyla öğrencinin “Bu olay ne zaman oldu?” sorusunu cevaplayabilmesi önemli. Fakat bunun yanında “Bu olay neden oldu?”, “Hangi sonucu doğurdu?” ve “Verilen bilgiden hangi çıkarım yapılabilir?” sorularını da cevaplayabilmesi gerekiyor.

7.3 Kronoloji Neden Hâlâ Çok Önemli?

Yorum sorularının artması, kronoloji bilgisinin önemini azaltmıyor. Tam tersine, olaylar arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için tarihsel sıralamanın sağlam olması gerekiyor.

Örneğin Millî Mücadele sürecindeki gelişmeleri birbirinden bağımsız bilgiler olarak ezberleyen bir öğrenci, aynı olayları neden-sonuç ilişkisi içinde veren bir soruda zorlanabilir.

Kronoloji burada yalnızca tarih ezberlemek anlamına gelmiyor. Öğrencinin zihninde şu zinciri oluşturabilmesi gerekiyor:

Olay → neden → gelişme → sonuç → tarihsel etkisi

LGS Ajandası’ndaki çalışma önerilerinde de olayların sırasını öğrenme, kavramları bağlam içinde ele alma ve olay-sonuç ilişkisi kurma özellikle vurgulanıyor.

7.4 Kavramlar Neden Tek Başına Ezberlenmemeli?

İnkılap Tarihi’nde öğrencilerin en sık yaşadığı sorunlardan biri, kavramları sözlük tanımı gibi ezberlemek.

Oysa LGS sorusu kavramın tanımını vermek yerine onu bir olayın, kararın veya gelişmenin içinde kullanabiliyor. Öğrenciden de bu bağlamı tanıması bekleniyor.

Örneğin bir kavramın ne anlama geldiğini bilmek birinci aşama. Asıl önemli olan, hangi gelişmeyle ilişkili olduğunu ve o gelişme üzerindeki etkisini anlayabilmek.

Bu nedenle çıkmış soru analizinde her yanlış cevap için yalnızca konu adı yazmak yerine, “hangi kavramı hangi bağlamda kullanamadım?” sorusunu sormak çok daha öğretici.

7.5 Harita, Tablo ve Belge Soruları

İnkılap Tarihi’nin yalnızca metinlerden oluşan bir ders olmadığı artık çok daha net. Geçmiş yıllardaki soru yaklaşımında görsel belgeler, haritalar ve tablolar öğrencinin tarih bilgisini farklı bir formatta kullanmasını gerektirebiliyor.

2026 değerlendirmesinde de harita ve tablo görsellerinin doğru analiz edilmesi, paragrafın dikkatli okunması ve kavramlara hâkimiyet özellikle vurgulanıyor.

Bu nedenle öğrencinin yalnızca ders kitabını okuyarak hazırlanması yerine, görsel bilgi içeren sorular üzerinde de çalışması gerekiyor.

Haritayı görmek yetmez. Haritanın soruya neden konulduğunu anlamak gerekir.

7.6 2018 ve 2026 İnkılap Tarihi Soruları Arasında Ne Değişti?

2018’den 2026’ya bakıldığında temel tarihsel içeriğin korunduğunu, fakat sorunun öğrenciden bilgiyi kullanma biçiminin daha fazla önem kazandığını söylemek mümkün.

2026’ya ait değerlendirmede soruların metin ve görseller üzerinden çıkarım yapmayı, neden-sonuç ilişkisi kurmayı, harita ve tablo okumayı ve kavram bilgisini birlikte kullanmayı gerektirdiği belirtiliyor.

Bu nedenle yıllar arasındaki değişimi sadece “eski sorular kolaydı, yeni sorular zor” biçiminde okumak yerine, soru kurgusunun bilgi aktarımından bilgi kullanımına nasıl yöneldiğini incelemek daha sağlıklı.

7.7 İnkılap Tarihi Çıkmış Sorular Bize Ne Anlatıyor?

İnkılap Tarihi çıkmış soruları incelendiğinde önemli bir sonuç ortaya çıkıyor:

Ezber, başlangıç noktası; yorumlama ise sınav becerisi.

Öğrencinin tarihleri, olayları, kavramları ve kişileri bilmesi gerekiyor. Fakat gerçek sınav başarısı bu bilgilerin metin, görsel, harita, tablo ve neden-sonuç ilişkileri içinde kullanılabilmesiyle ortaya çıkıyor.

Bu nedenle çıkmış soruları çözerken yalnızca yanlış sayısına bakmak yerine, yanlışların nedenini sınıflandırmak daha anlamlı:

“Bilgiyi bilmiyordum.”

“Bilgiyi biliyordum ama metinden çıkaramadım.”

“İki kavramı birbirine karıştırdım.”

“Görseli yanlış yorumladım.”

“Olumsuz soru kökünü gözden kaçırdım.”

Bu ayrım, öğrencinin hangi noktada desteğe ihtiyacı olduğunu çok daha net gösterir.

Ve bu bizi bir sonraki bölüme getiriyor: LGS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi çıkmış soruları. Çünkü bu derste de yalnızca kavramı bilmek değil, verilen ayet, hadis, olay veya günlük yaşam durumunu doğru yorumlamak belirleyici olabiliyor.

8. LGS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Çıkmış Sorularının 2018–2026 Analizi

LGS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi testi, 10 sorudan oluşmasına rağmen öğrencinin yalnızca konu bilgisini değil, kavramları doğru bağlamda kullanabilmesini ve verilen metinden çıkarım yapabilmesini ölçebilen bir yapıya sahip.

2026 LGS’de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, 50 soruluk sözel bölümün içinde yer aldı ve öğrencilere bu dersten 10 soru yöneltildi. MEB, 2026 sınavının ardından soru kitapçıkları ve cevap anahtarlarını yayımladı.

2018–2026 arasındaki soru dağılımlarını gösteren farklı derlemelerde ise özellikle İbadetler, Hz. Muhammed, Kur’an-ı Kerim ve Ahlaki Davranışlar başlıklarının düzenli biçimde soru aldığı görülüyor. Bununla birlikte, farklı kaynakların konu sınıflandırmaları aynı olmayabildiği için bu tabloları kesin bir “soru kotası” olarak değil, geçmiş sorular üzerinden oluşturulmuş analizler olarak değerlendirmek gerekiyor.

8.1 Din Kültürü’nde Hangi Konular Daha Çok Karşımıza Çıkıyor?

2018–2026 dönemini konu bazında sınıflandıran bir veri setinde İbadetler, Hz. Muhammed ve Ahlaki Davranışlar 18’er soruyla; Kur’an-ı Kerim ise 17 soruyla öne çıkıyor. Din ve Hayat başlığında 11, İslam Medeniyeti başlığında ise 8 soru sınıflandırılmış.

Burada önemli olan nokta, öğrencinin bu rakamları “gelecek LGS’nin dağılımı” şeklinde okumaması.

Çıkmış sorular bize geçmişte hangi alanların nasıl kullanıldığını gösterir. Gelecek sınav için ise asıl değerli bilgi, soruların bu konuları nasıl ölçtüğüdür.

8.2 Kader İnancı Soruları Neden Sadece Tanım Ezberi Değil?

Kader İnancı konusu, öğrencilerin kavramlarla sık karşılaştığı alanlardan biri.

Ancak LGS açısından “kader nedir?”, “kaza nedir?” gibi tanımları bilmek başlangıç seviyesidir. Soruda bu kavramların bir olay, düşünce veya günlük yaşam örneğiyle ilişkilendirilmesi öğrenciden bilgiyi yorumlamasını isteyebilir.

Bu nedenle öğrenci bir kavramı ezberlediğinde kendisine şu soruyu da sormalı:

“Bu kavram gerçek bir olay anlatılırken karşıma çıksa onu nasıl tanırım?”

Çıkmış sorular bu bağlantıyı kurmak için oldukça değerli bir çalışma alanı oluşturuyor.

8.3 Zekât ve Sadaka Sorularında Kavramları Birbirinden Ayırmak

Zekât ve Sadaka ünitesinde kavram bilgisi önemli. Fakat burada da yalnızca tanımları ezberlemek yerine kavramların özelliklerini ve birbirleriyle olan farklarını bilmek gerekiyor.

Bir soru doğrudan tanım vermek yerine bir kişinin yaptığı davranışı anlatıp bunun hangi kavramla ilişkili olduğunu sorabilir. Böyle bir soruda öğrenci, ezberlediği tanımı hatırlamak yerine anlatılan durumu kavramla eşleştirmek zorunda kalır.

Bu nedenle yanlış yapılan sorular incelenirken “Zekât konusunu bilmiyorum.” demek fazla genel kalır.

Daha doğru soru şudur:

“Sorudaki davranışı neden zekâtla, sadakayla veya başka bir kavramla ilişkilendirdim?”

İşte bu analiz, konu çalışmasını doğrudan sınav becerisine dönüştürüyor.

8.4 Ayet ve Hadis Soruları Nasıl Çalışılmalı?

Din Kültürü sorularının ayırt edici taraflarından biri, bir ayet veya hadis anlamının sorunun temelindeki bilgi olarak kullanılabilmesi.

Öğrencinin burada yalnızca metni okumaması gerekiyor. Metnin ana mesajını, vurguladığı değeri ve soruyla kurduğu ilişkiyi anlayabilmesi önemli.

Örneğin bir ayet verildiğinde soru doğrudan ayetin adını sormak yerine, bu ayetten çıkarılabilecek düşünceyi başka bir durumla ilişkilendirebilir.

Dolayısıyla çıkmış sorularda şu üç aşamalı çalışma oldukça anlamlı:

Metni oku → ana düşünceyi belirle → verilen durumla ilişkilendir.

Bu yaklaşım, Din Kültürü sorularını diğer sözel derslerdeki okuma-anlama becerileriyle de birbirine bağlar.

8.5 Hz. Muhammed’in Örnekliği Sorularında Ne Ölçülüyor?

Hz. Muhammed’in Örnekliği konusu da geçmiş yıllarda düzenli biçimde soru üretilen alanlardan biri. 2018–2026 konu sınıflandırmalarında bu başlık 18 soruyla öne çıkan gruplardan biri olarak görünüyor.

Buradaki temel becerilerden biri, Hz. Muhammed’in davranışlarını ve özelliklerini verilen olayla ilişkilendirebilmek.

Başka bir ifadeyle öğrenci sadece “üsve-i hasene” gibi bir kavramın anlamını bilmemeli; soruda anlatılan davranışın hangi özellik veya değerle ilişkili olduğunu da ayırt edebilmeli.

Bu yüzden konu çalışırken kavramları tek tek kartlara yazmak yerine, kavramı bir olay veya örnek davranışla birlikte öğrenmek daha işlevsel bir çalışma biçimi oluşturuyor.

8.6 Kur’an-ı Kerim Sorularında Bilgi ve Yorum Birlikte İlerliyor

Kur’an-ı Kerim ve Özellikleri konusu, geçmiş yıllarda diğer bazı başlıklara göre daha düşük veya daha değişken bir soru ağırlığına sahip olsa da düzenli olarak sınav kapsamına giren konulardan biri. 2018–2026 verilerinde bu başlık 17 soruyla sınıflandırılmış.

Burada da öğrencinin temel kavram ve özellikleri bilmesi gerekiyor. Ancak sorunun içine yerleştirilen ifadeler arasında doğru ilişkiyi kurabilmesi de önemli.

Bu nedenle “konuyu okudum, biliyorum” demek yerine “Bu konuyla ilgili bir metin geldiğinde hangi bilgiyi kullanabilirim?” sorusuyla çalışmak daha doğru bir yaklaşım.

8.7 2018 ve 2026 Din Kültürü Soruları Arasında Ne Değişti?

2018’den 2026’ya kadar Din Kültürü sorularının temel konu alanlarının tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değil. Değişimin daha çok bilginin soru içerisinde nasıl kullanıldığı tarafında görülmesi daha doğru.

Öğrenci açısından soru; kavramı doğrudan hatırlamaktan ziyade bir ayeti, hadisi, örnek olayı veya açıklamayı okuyup bunun hangi bilgiyle ilişkili olduğunu belirlemeyi gerektirebilir. Güncel LGS hazırlık kaynaklarında da kavram ve yorum bilgisinin birlikte ölçüldüğü özellikle vurgulanıyor.

Bu nedenle Din Kültürü çalışmasını yalnızca “konuyu oku, ardından 20 soru çöz” şeklinde planlamak yerine, sorunun neden doğru olduğunu açıklayabilmeye dönüştürmek gerekiyor.

8.8 Din Kültürü Çıkmış Sorular Bize Ne Anlatıyor?

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi çıkmış sorularından çıkarılabilecek en önemli sonuç şu:

Kavramı bilmek yetmiyor; kavramı doğru yerde tanımak gerekiyor.

Bir öğrencinin konu bilgisinin güçlü olması önemli. Fakat soruda verilen ayet, hadis, olay veya açıklamanın ne anlattığını doğru okuyamıyorsa bildiği bilgiyi kullanamayabilir.

Bu yüzden çıkmış sorular üzerinde çalışırken sadece yanlışları işaretlemek yerine yanlışın türünü belirlemek çok daha faydalı:

Kavram bilgisi eksik mi? Metin yanlış mı okundu? Ana mesaj mı kaçırıldı? İki kavram mı karıştırıldı? Sorunun istediği çıkarım mı yapılamadı?

İşte bu ayrım, “kaç soru yanlış yaptım?” sorusundan çok daha öğretici.

Ve böylece LGS’nin sözel bölümündeki dört dersten üçünü tamamlamış oluyoruz. Sırada LGS İngilizce çıkmış sorularının 2018–2026 analizi var. Burada özellikle kelime bilgisinin tek başına yeterli olup olmadığına, görsel ve diyalog sorularının yıllar içinde nasıl kullanıldığına bakmak gerekiyor.

9. LGS İngilizce Çıkmış Sorularının 2018–2026 Analizi

LGS İngilizce, soru sayısı bakımından sınavın daha küçük bölümlerinden biri olsa da öğrencinin kelime bilgisi, okuduğunu anlama, bağlamı değerlendirme ve verilen bilgileri doğru eşleştirme becerilerini aynı anda kullanmasını gerektirebiliyor.

İngilizce çıkmış soruları incelerken yalnızca “Hangi üniteden kaç soru geldi?” sorusuna bakmak yeterli değil. Asıl önemli olan, kelime ve dil bilgisi bilgisinin soru içerisinde nasıl kullanıldığı.

LGS Ajandası’nda 2023–2026 yılları için yapılan konu sınıflandırmasında Friendship, Teen Life, In the Kitchen, On the Phone, The Internet, Adventures, Tourism, Chores ve Science ünitelerinin farklı yıllarda düzenli olarak soru aldığı görülüyor. Natural Forces ise bu dört yıllık tabloda soru ile gösterilmemiş.

9.1 İngilizce’de Hangi Üniteler Daha Sık Karşımıza Çıkıyor?

2023–2026 verilerine baktığımızda özellikle Friendship ünitesinin diğer bazı başlıklara göre daha fazla dalgalanma gösterdiği görülüyor. 2023’te 4 soru olarak sınıflandırılırken 2024’te 1, 2025’te 2 ve 2026’da 1 soru olarak gösterilmiş. Diğer birçok ünitede ise son yıllarda 1 soru civarında daha düzenli bir dağılım görülüyor.

Bu tablo bize önemli bir şey söylüyor:

Bir ünite geçmiş yıllarda fazla soru almış olabilir; ancak bu durum aynı ağırlığın bir sonraki sınavda devam edeceği anlamına gelmez.

Bu nedenle İngilizce çalışırken “çok soru çıkan üniteyi öğren, diğerlerini bırak” yaklaşımı doğru bir strateji oluşturmaz.

Çıkmış soruların asıl değerli tarafı, her ünitenin hangi soru mantığıyla ölçüldüğünü göstermesidir.

9.2 Kelime Bilmek LGS İngilizce İçin Yeterli mi?

İngilizce söz konusu olduğunda öğrencilerin en sık söylediği cümlelerden biri:

“Kelimeleri biliyorum ama soruyu yapamıyorum.”

Bunun önemli bir nedeni var.

Bir kelimenin Türkçe karşılığını bilmek, o kelimenin cümle içerisindeki anlamını otomatik olarak doğru yorumlamak anlamına gelmiyor. LGS sorusunda kelimeler çoğu zaman bir diyalog, kısa metin, ilan, tablo veya günlük yaşam senaryosu içinde kullanılıyor.

Dolayısıyla öğrencinin yalnızca kelimeyi tanıması değil, kelimenin bağlamdaki görevini anlaması gerekiyor.

Örneğin “invitation” kelimesini bilmek başlangıç noktasıdır. Fakat bir davet metninde tarih, saat, yer veya etkinlikle ilgili hangi bilginin sorulduğunu ayırt edebilmek ayrı bir beceridir.

Bu yüzden İngilizce çıkmış soruları kelime öğrenme aracı olarak da kullanmak gerekiyor.

9.3 Diyalog Tamamlama Soruları Neden Önemli?

LGS İngilizce sorularında diyalog yapıları öğrencinin yalnızca kelime bilgisini değil, konuşmanın akışını anlayabilmesini de ölçüyor.

Bir cümleyi tek başına çevirmek yerine, önceki ve sonraki cümlelerle ilişkisini kurmak gerekiyor.

Örneğin:

Bir kişi öneride bulunuyor.

Diğeri olumlu ya da olumsuz bir cevap veriyor.

Ardından bir gerekçe geliyor.

Öğrencinin boşluğa gelecek cümleyi yalnızca tek bir kelimeye bakarak değil, diyaloğun tamamını değerlendirerek seçmesi gerekiyor.

2026 değerlendirmesinde de okuma-anlama ve diyalog tamamlama sorularının öne çıkan soru tipleri arasında olduğu belirtiliyor.

9.4 Görsel ve Tablo Sorularında Ne Yapmak Gerekiyor?

İngilizce sorularının tamamı uzun paragraflardan oluşmuyor. Bir ilan, menü, program, tablo veya görsel üzerinden de bilgi istenebiliyor.

Bu tür sorularda öğrencinin İngilizce bilgisinin yanında görsel bilgiyi doğru okuyabilmesi gerekiyor.

Örneğin tabloda:

Monday → basketball

Tuesday → swimming

Wednesday → tennis

bilgileri veriliyorsa öğrencinin hem kelimeleri bilmesi hem de sorunun hangi günü sorduğunu doğru takip etmesi gerekiyor.

2026 değerlendirmesinde de görsel ve tablo okuma soru tiplerinin belirgin şekilde kullanıldığı ifade ediliyor.

Bu nedenle İngilizce çalışırken yalnızca klasik metin soruları çözmek yerine görsel bilgi içeren sorulara da yer vermek önemli.

9.5 Soru Köklerindeki Küçük Kelimeler Neden Büyük Hata Yaptırıyor?

İngilizce’de öğrencinin bütün kelimeleri doğru bilmesine rağmen soruyu kaçırmasına neden olabilecek ayrıntılardan biri soru kökleri.

Özellikle not, except, incorrect, true, false gibi ifadelerin gözden kaçırılması, öğrencinin soruyu yanlış anlamasına neden olabiliyor.

LGS Ajandası’nın 2026 değerlendirmesinde de soru köklerindeki olumsuz ifadelerin gözden kaçırılmamasının özellikle önemli olduğu belirtiliyor.

Bu yüzden İngilizce yanlışlarını analiz ederken:

“Kelimeyi bilmiyordum.”

demek kadar,

“Kelimeyi biliyordum ama soru kökünü yanlış okudum.”

ayrımını yapmak da önemli.

Çünkü bu iki problemin çözümü aynı değil.

9.6 2018 ve 2026 İngilizce Soruları Arasında Ne Değişti?

Yıllar içerisinde İngilizce sınavının temel amacı değişmiş değil: Öğrencinin 8. sınıf İngilizce kazanımlarını kullanabilmesi gerekiyor.

Fakat çıkmış sorulara bakıldığında, İngilizce bilgisinin tek tek cümleler üzerinden değil, iletişimsel bağlamlar içerisinde kullanılmasının önemli olduğu görülüyor.

2026 değerlendirmesinde okuma-anlama, diyalog tamamlama, durum soruları ve görsel/tablo okuma özellikle öne çıkarılıyor.

Bu da İngilizce hazırlığında yalnızca gramer konularına ağırlık vermenin neden yeterli olmadığını gösteriyor.

Öğrenci bir dil bilgisinin kuralını bilmeli; fakat bu kuralı gerçek bir cümle, diyalog veya günlük yaşam senaryosu içinde tanıyabilmeli.

9.7 İngilizce Çıkmış Sorular Bize Ne Anlatıyor?

İngilizce çıkmış sorularının bize verdiği en önemli mesaj şu:

LGS İngilizce, kelime ezberleme sınavından daha fazlası.

Kelime bilgisi temel oluşturuyor. Bunun üzerine okuduğunu anlama, bağlamı takip etme, diyalog ilişkisini kurma, görsel ve tablo okuma ve soru kökündeki ayrıntıları fark etme becerileri ekleniyor.

Bu nedenle çıkmış soru çözümünden sonra sadece doğru cevabı öğrenmek yerine şu dört soruyu sormak çok daha faydalı:

Kelimeyi mi bilmiyordum?
Cümleyi mi yanlış yorumladım?
Bağlamı mı kaçırdım?
Soru kökündeki ifadeyi mi gözden kaçırdım?

Bu sorular, öğrencinin İngilizce performansındaki problemin gerçekten nerede olduğunu ortaya çıkarabilir.

Ve artık sözel bölümün altı temel alanındaki soru mantığını görmüş olduk. Bundan sonraki aşamada çıkmış soruları tek tek derslerden bağımsız olarak birlikte değerlendireceğiz: 2018–2026 LGS sorularının tamamı bize okuma, yorumlama, muhakeme, dikkat ve zaman yönetimi açısından ne söylüyor?

10. 2018–2026 LGS Çıkmış Sorularının Ortak Analizi:

Sınav Öğrenciden Ne İstiyor?

Dersleri tek tek incelediğimizde farklı konular ve farklı soru tipleri görüyoruz. Ancak bütün bu sorular yan yana getirildiğinde daha önemli bir tablo ortaya çıkıyor:

LGS’de dersler değişse de öğrenciden beklenen bazı temel beceriler birbirine oldukça fazla benziyor.

Matematikte grafik yorumlama, Türkçede paragraftan çıkarım yapma, Fende deney sonucunu değerlendirme, İnkılap Tarihi’nde bir belgeden sonuç çıkarma, Din Kültürü’nde ayet veya olayın ana mesajını belirleme, İngilizcede ise bir diyalogun bağlamını tamamlama…

Dersler farklı; fakat öğrencinin zihinsel olarak yaptığı işlem çoğu zaman benzer.

10.1 LGS’nin Ortak Becerisi: Okuduğunu Doğru Anlamak

Çıkmış soruların tamamını değerlendirirken en güçlü ortak noktalardan biri okuma ve anlama.

Bu, sadece Türkçe için geçerli değil.

Matematik sorusunda verilen bilgiler doğru anlaşılmadan matematiksel model kurulamaz. Fen Bilimleri sorusunda deney düzeneği yanlış okunursa doğru bilimsel bilgi bile işe yaramaz. İnkılap Tarihi’nde bir belge yanlış yorumlanırsa tarih bilgisi doğru olsa bile sonuç yanlış olabilir.

2026 LGS değerlendirmesinde de farklı derslerde okuma, görsel yorumlama, tablo değerlendirme, çıkarım yapma ve bilgiyi bağlam içinde kullanma becerilerinin öne çıktığı görülüyor. Özellikle Matematik, Fen Bilimleri, İnkılap Tarihi ve İngilizce değerlendirmelerinde bu yaklaşım açık biçimde vurgulanmış.

Bu yüzden LGS hazırlığında “Benim çocuğum matematikte zorlanıyor.” cümlesinin altında bazen matematik bilgisinden önce soruyu okuma ve anlamlandırma problemi bulunabiliyor.

10.2 Bilgiyi Bilmek Yetmiyor, Bilgiyi Kullanmak Gerekiyor

2018–2026 dönemini anlamaya çalışırken belki de en önemli ayrım burada.

Bir öğrencinin konuyu bilmesi ile sınav sorusunu çözebilmesi aynı şey değil.

Örneğin bir öğrenci basınç formülünü biliyor olabilir. Ancak soruda verilen deneyin hangi değişkeni değiştirdiğini anlamıyorsa yine yanlış yapabilir.

Bir öğrenci Atatürk’ün yaptığı inkılapları biliyor olabilir. Ancak soruda verilen bir metnin hangi düşünceyle ilişkili olduğunu kuramıyorsa bilgisi sorunun çözümüne dönüşmeyebilir.

Dolayısıyla çıkmış sorular bize yalnızca “hangi konu sorulmuş?” sorusunun değil, daha önemli olan “bu bilgi nasıl kullandırılmış?” sorusunun da cevabını veriyor.

10.3 Grafik, Tablo ve Görseller Artık Ayrı Bir Beceri Alanı

Özellikle son yıllardaki soru değerlendirmelerinde görsel bilgiye dikkat çekilmesi tesadüf değil.

Matematikte grafik ve tablolar, Fen Bilimleri’nde deney verileri, İnkılap Tarihi’nde haritalar ve belgeler, İngilizcede görsel ve tablo bilgileri öğrencinin karşısına farklı biçimlerde çıkabiliyor.

Burada öğrencinin yapması gereken yalnızca görseli okumak değil.

Görseldeki hangi bilginin soruyu çözmek için gerekli olduğunu seçebilmek.

Çünkü LGS sorularında verilen her bilgi her zaman aynı derecede önemli olmayabilir.

Bu nedenle görsel sorularda öğrencinin kendisine şu soruyu sorması faydalı:

“Bu görsel bana tam olarak neyi gösteriyor ve sorunun hangi kısmını çözmeme yardım ediyor?”

10.4 Tek Adım Yerine Aşamalı Düşünme

LGS çıkmış sorularının önemli bir bölümünde öğrencinin ilk bulduğu bilgi doğrudan cevabı vermiyor.

Önce veriyi anlaması, sonra ilişki kurması ve ardından sonuca ulaşması gerekiyor.

Özellikle 2026 Matematik değerlendirmesinde verileri modelleme, aşamalı düşünme ve çok adımlı işlemleri doğru yürütme vurgulanıyor. Fen Bilimleri’nde ise deney adımlarını takip etme, hipotez test etme ve değişken analizi öne çıkarılıyor.

LGS çıkmış sorular bize çok önemli bir çalışma prensibi gösteriyor:

Bir soruyu hızlı çözmek, yalnızca hızlı işlem yapmak değildir.

Sorunun düşünme basamaklarını doğru sırayla tamamlayabilmektir.

10.5 LGS’de Dikkat Neden Bilgiden Ayrı Düşünülemez?

Çıkmış soruları analiz ederken öğrencilerin yaptığı hataları yalnızca “bilgi eksikliği” şeklinde sınıflandırmak ciddi bir yanılgıya yol açabilir.

İngilizcede soru kökündeki olumsuz ifadeyi kaçırmak, Türkçede seçenekler arasındaki küçük anlam farkını fark etmemek, Matematikte verilen bir koşulu atlamak veya İnkılap Tarihi’nde haritadaki bir ayrıntıyı yanlış yorumlamak farklı türde hatalardır. 2026 değerlendirmelerinde bu tür dikkat ve okuma ayrıntılarına özellikle dikkat çekiliyor.

Bu nedenle öğrencinin deneme analizinde yalnızca:

Doğru: 72
Yanlış: 8

demesi yeterli değil.

Daha öğretici olan:

8 yanlışın kaçı bilgi eksikliğinden, kaçı okuma hatasından, kaçı dikkat probleminden, kaçı zaman baskısından kaynaklandı?

sorusunu cevaplayabilmek.

10.6 LGS çıkmış soruları Çözüp Geçmek Neden Yeterli Değil?

İşte yazının başlangıcında söylediğimiz noktaya tekrar dönüyoruz.

İnternette LGS çıkmış sorularını bulmak zor değil. MEB zaten geçmiş sınavların soru kitapçıklarını ve cevap anahtarlarını yayımlıyor. Bu nedenle öğrencinin yalnızca soruların bulunduğu bir PDF’ye ulaşması, tek başına büyük bir bilgi avantajı sağlamıyor.

Asıl değer, bu soruların analiz edilmesinde ortaya çıkıyor.

Örneğin bir öğrenci 2024 Matematik sorusunu çözüyor ve yanlış yapıyor.

Soruyu çözüm videosundan izleyip doğru cevabı öğrenmek birinci aşama.

Fakat ardından:

Neyi bilmiyordum?
Soruyu mu yanlış okudum?
Modeli mi kuramadım?
İşlem hatası mı yaptım?
Zaman baskısıyla mı yanlış yaptım?

sorularına cevap vermek ikinci aşama.

Asıl gelişim de burada başlıyor.

10.7 2018–2026 LGS Çıkmış Sorular Nasıl Kullanılmalı?

Geçmiş LGS sorularını çalışmanın en verimli yolu onları yalnızca birer test olarak görmek değil, aynı zamanda birer ölçme aracı olarak kullanmak.

Bir öğrenci 2018 sorularını çözüp “kaç net yaptım?” diye bakabilir.

Ama çok daha değerli olan, 2018 ile 2026 arasında kendi performansını karşılaştırabilmesidir.

Örneğin:

2018 sorularında bilgi eksikliği ağırlıklı yanlışlar mı yaptım?

2022 sorularında yorum sorularında mı zorlandım?

2026 sorularında uzun metinlerde mi zaman kaybettim?

Bu şekilde geçmiş sınavlar öğrencinin yalnızca seviyesini değil, nasıl düşündüğünü de göstermeye başlar.

10.8 Laas Akademi’nin Çıkardığı Temel Sonuç

Laas Akademi’nin Bakış Açısı

Bizce 2018–2026 LGS çıkmış sorularının en değerli tarafı, gelecekte çıkacak soruyu tahmin etmek değil; LGS’nin öğrenciden ne beklediğini görünür hâle getirmesi.

Konular elbette önemli. Kazanımlar bilinmeden soru çözülemez. Ancak çıkmış soruların bize gösterdiği büyük resim şu:

Bilgi → anlama → ilişki kurma → yorumlama → sonuca ulaşma

LGS hazırlığını yalnızca daha fazla soru çözmek üzerine kurmak yerine, öğrencinin bu zincirin hangi halkasında zorlandığını belirlemek çok daha anlamlı.

Çünkü bazen öğrencinin 200 soru daha çözmeye değil, çözdüğü 20 sorunun neden yanlış olduğunu anlamaya ihtiyacı vardır.

İşte bu nedenle LGS çıkmış soruları bir soru arşivi olmaktan çıkarıp öğrencinin gelişimini ölçen bir çalışma aracına dönüştürülebilir.

11. LGS Çıkmış Sorular Nasıl Çalışılmalı?

LGS çıkmış sorularını çalışırken amaç yalnızca soruları bitirmek olmamalı. Her soru, öğrencinin bilgi düzeyi kadar okuma, yorumlama, dikkat ve problem çözme becerileri hakkında da önemli bilgiler verebilir.

Buraya kadar 2018–2026 arasındaki LGS sorularını dersler ve soru yaklaşımı üzerinden inceledik. Ancak analizden sonra cevaplanması gereken çok önemli bir soru daha var:

Öğrenci elindeki çıkmış soruları nasıl çalışmalı?

Çünkü 2018’den 2026’ya kadar bütün soruları art arda çözmek, tek başına verimli bir çalışma anlamına gelmiyor. Çıkmış soruların değerinden yararlanmak için onları bir ölçme ve öğrenme aracı olarak kullanmak gerekiyor.

11.1 İlk Çözümde Amaç Net Görmek Olmalı

Bir çıkmış soruyu ilk kez çözerken amaç sadece yüksek net yapmak olmamalı.

Öğrenci öncelikle gerçek sınavın soru dilini görmeli.

Soru ne kadar uzun?

Bilgi doğrudan mı veriliyor?

Görsel, grafik veya tablo kullanılıyor mu?

Birden fazla bilgiyi bir arada kullanmak gerekiyor mu?

Sorunun cevabına ulaşmak için kaç düşünme adımı gerekiyor?

Bu nedenle ilk çözümde yanlış yapılan sorular kadar, doğru yapılmasına rağmen uzun süren veya emin olunmadan işaretlenen sorular da önem taşıyor.

11.2 Doğru Yapılan Her Soru Gerçekten Öğrenilmiş midir?

Hayır.

Bir öğrenci bir soruyu doğru cevaplamış olabilir. Fakat bunu iki farklı şekilde gerçekleştirmiş olabilir.

Birincisi, yöntemi gerçekten biliyordur ve doğru düşünerek sonuca ulaşmıştır.

İkincisi ise seçeneklerden tahmin etmiş, şans eseri doğru işaretlemiş veya çözüm sırasında tesadüfen doğru yola ulaşmıştır.

Bu nedenle çıkmış soru analizinde yalnızca yanlışlara bakmak eksik kalır.

Özellikle “emin değildim ama doğru çıktı” olarak işaretlenen sorular ikinci kez incelenmeli.

Böylece öğrencinin gerçek bilgi düzeyi ile tesadüfen elde ettiği doğru cevap birbirinden ayrılabilir.

11.3 Yanlışları Konuya Göre Değil, Nedene Göre Ayırmak

Çıkmış soru çalışmasında en önemli adımlardan biri yanlışları sınıflandırmak.

Örneğin Matematikte yanlış yapan bir öğrenci için sadece:

Kareköklü ifadeler → 2 yanlış

demek fazla genel.

Bunun yerine:

Konu bilgisi eksikliği

Soruyu yanlış okuma

Model kuramama

İşlem hatası

Dikkat hatası

Zaman nedeniyle yarım bırakma

şeklinde ayrım yapmak çok daha öğretici.

Çünkü aynı konuda iki yanlış yapan iki öğrencinin ihtiyaçları tamamen farklı olabilir.

Bir öğrencinin konu tekrarı yapması gerekirken diğerinin daha fazla soru okuma ve çözüm stratejisi çalışması gerekebilir.

11.4 Aynı Soruyu Tekrar Çözmek Neden Değerli?

Yanlış yapılan bir sorunun çözümünü okuyup kapatmak, çoğu zaman öğrenmenin tamamlandığı anlamına gelmez.

Bir süre sonra aynı soruya yeniden dönmek ve çözümü görmeden tekrar denemek, öğrencinin gerçekten öğrenip öğrenmediğini göstermeye yardımcı olur.

Burada amaç cevabı hatırlamak değil, çözüm mantığını yeniden kurabilmek.

Özellikle Matematik ve Fen Bilimleri’nde öğrencinin çözüm basamaklarını kendi başına yeniden oluşturabilmesi önemli.

Türkçe, İnkılap Tarihi, Din Kültürü ve İngilizcede ise doğru seçeneğe götüren ipuçlarını metnin içinden yeniden bulabilmesi kontrol edilmeli.

11.5 LGS Çıkmış Sorular Ne Zaman Çözülmeli?

Çıkmış soruların tamamını sınavdan hemen önce tüketmek yerine, hazırlık sürecinin farklı aşamalarında kullanmak daha anlamlı.

İlk aşamada birkaç yılın soruları öğrencinin mevcut durumunu görmek için kullanılabilir.

Konular ilerledikçe ilgili yılların soruları, öğrenilen konuların gerçek LGS formatında nasıl karşılık bulduğunu görmek için kullanılabilir.

Sınava yaklaşıldığında ise çıkmış sorular artık doğrudan sınav provası ve performans analizi amacıyla kullanılabilir.

Böylece aynı kaynak tek bir kez tüketilmiş olmaz; hazırlık sürecinin farklı dönemlerinde farklı amaçlara hizmet eder.

11.6 Bütün LGS Çıkmış Soruları Aynı Gün Çözmek Doğru mu?

Dokuz yıllık soruların tamamını kısa sürede çözmek öğrencinin soru sayısını artırabilir ama analiz kalitesini düşürebilir.

Özellikle çıkmış soruların asıl amacı öğrencinin hangi soru yaklaşımında zorlandığını ortaya çıkarmak olduğundan, her çalışma sonrasında mutlaka analiz zamanı bırakılmalı.

Örneğin 20 Matematik sorusunu çözen bir öğrencinin yanlışlarını incelemeden hemen sonraki 20 soruya geçmesi yerine, ilk 20 sorudan ne öğrendiğini belirlemesi daha değerlidir.

Burada önemli olan:

Çözülen soru sayısı değil, sorulardan çıkarılan öğrenme miktarıdır.

11.7 Yıllara Göre Karşılaştırma Yapılmalı mı?

Evet. Fakat bu karşılaştırma yalnızca net üzerinden yapılmamalı.

Örneğin öğrenci:

2018 → 14 doğru
2021 → 16 doğru
2024 → 17 doğru
2026 → 18 doğru

şeklinde bir artış görebilir.

Bu olumlu bir veri olabilir. Ancak daha önemli soru şudur:

Yanlışların türü değişti mi?

Belki öğrenci eskiden konuları bilmediği için yanlış yapıyordu, şimdi ise çoğunlukla dikkat hatası yapıyor.

Bu durumda net sayısı kadar önemli olan şey, öğrencinin hata profilinin değişmiş olmasıdır.

İşte çıkmış soruların uzun dönemli kullanımı burada gerçek anlamını kazanıyor.

11.8 LGS Çıkmış Sorulardan Kişisel Soru Haritası Oluşturmak

Dokuz yıllık sorular doğru analiz edildiğinde öğrencinin kendisine özel bir soru haritası oluşturulabilir.

Örneğin bir öğrencinin:

uzun paragraf sorularında,

grafik yorumlamada,

çok adımlı Matematik problemlerinde

ve deney düzeneklerinde

zorlandığı ortaya çıkabilir.

Bu durumda öğrencinin çalışma programı artık yalnızca “Matematikten her gün 30 soru çöz” şeklinde oluşturulmaz.

Bunun yerine öğrencinin gerçekten ihtiyaç duyduğu beceriye yönelik çalışma hazırlanabilir.

Çıkmış soruların en güçlü tarafı tam olarak burada ortaya çıkar:

Sorular yalnızca sınavı değil, öğrenciyi de analiz etmeye başlar.

12. 2018–2026 LGS Çıkmış Sorularına Göre 2027 LGS Çalışma Stratejisi

2018–2026 arasındaki soruları inceledikten sonra artık elimizde yalnızca bir soru arşivi değil, dokuz yıllık bir sınav deneyimi bulunuyor. Bu verinin 2027 LGS hazırlığı açısından değeri, “gelecek yıl hangi konudan kaç soru çıkar?” sorusuna cevap vermesinde değil; öğrencinin çalışma düzenini sınavın ortak becerilerine göre şekillendirmesinde.

Dolayısıyla 2027 hazırlığında çıkmış sorular tahmin aracı değil, çalışma pusulası olarak kullanılmalı.

2027 LGS hazırlığında geçmiş yılların LGS çıkmış soruları, öğrencinin sınavın soru dilini tanımasına yardımcı olan önemli kaynaklardan biri olarak kullanılabilir.

12.1 Önce Konu Eksikliği mi, Beceri Eksikliği mi Belirlenmeli?

Bir öğrencinin bir soruyu yanlış yapması, doğrudan o konuyu bilmediği anlamına gelmez.

Örneğin Matematik sorusunda öğrenci konuyu biliyor olabilir fakat verilen bilgileri matematiksel modele dönüştürememiş olabilir. Fen Bilimleri’nde kavram doğru biliniyor olabilir fakat deney düzeneği yanlış yorumlanmış olabilir. Türkçede ise metin okunmuş ancak çıkarım aşamasında hata yapılmış olabilir.

Bu yüzden 2018–2026 soruları çözülürken ilk hedef, eksikliği doğru teşhis etmek olmalı.

LGS Ajandası’nda da hazırlığın başlangıcında öğrencinin hedefini ve eksiklerini belirlemesi, ardından bu eksiklere göre bir çalışma stratejisi oluşturması öneriliyor.

Bu yaklaşım 2027 hazırlığında önemli bir fark yaratır. Çünkü her öğrencinin ihtiyacı aynı değildir.

12.2 Çalışma Sırası: Önce Temel, Sonra Beceri

Çıkmış LGS sorularının yapısı, öğrencinin doğrudan en zor sorulara atlamasını gerektirmiyor.

Önce temel bilgi ve kazanımların sağlamlaştırılması, ardından bu bilgilerin farklı soru biçimlerinde kullanılmasına geçilmesi daha sistemli bir yol oluşturuyor.

LGS Ajandası’nın çalışma önerisinde de soru çözümünün temel bilgi ve kazanım düzeyi sorulardan başlayarak beceri temelli sorulara doğru ilerlemesi gerektiği belirtiliyor.

Bu nedenle:

Konu öğren → temel sorularla kontrol et → beceri temelli sorulara geç → çıkmış soruyla sınav dilini test et

şeklindeki bir çalışma zinciri kurulabilir.

12.3 LGS Çıkmış Sorular Ne Zaman Devreye Girmeli?

Çıkmış soruların en değerli kaynaklardan biri olması, her gün yalnızca çıkmış soru çözülmesi gerektiği anlamına gelmiyor.

Öğrenci önce konuyu öğrenmeli ve temel düzeyde kendisini kontrol etmeli. Ardından çıkmış sorular üzerinden, öğrendiği bilginin gerçek LGS’de nasıl kullanıldığını görmeli.

Bu noktada çıkmış soruların farklı bir işlevi ortaya çıkıyor:

“Bu konuyu biliyor muyum?”

sorusundan daha çok,

“LGS bu konuyu bana nasıl soruyor?”

sorusunu cevaplıyor.

LGS Ajandası’nda da örnek sorular ve çıkmış sınav soruları, sınavın dilini anlamak açısından özellikle vurgulanıyor.

12.4 Her Yanlışın Ardından Aynı Çalışmayı Yapmamak

Yanlışların nedenini belirlemek kadar, doğru çözümü seçebilmek de önemli.

Konu eksikliğinden yapılan bir yanlış için tekrar konu çalışmak gerekirken, dikkat hatasında daha fazla soru çözmek tek başına sorunu çözmeyebilir.

Bu nedenle öğrencinin çıkmış sorularını bir hata günlüğü gibi kullanması faydalı olabilir.

Örneğin:

“Bilgiyi bilmiyorum.”

“Bilgiyi biliyorum fakat uygulayamıyorum.”

“Uzun metinde koptum.”

“Grafiği yanlış okudum.”

“İşlem sırasında hata yaptım.”

“Zaman baskısı yaşadım.”

gibi notlar tutulduğunda, birkaç hafta sonra öğrencinin tekrar eden hata türleri görünür hâle gelir.

12.5 Tek Bir Kaynağa Bağlanmak Yerine Soru Modelini Çeşitlendirmek

Çıkmış sorular gerçek sınavın dilini görmek açısından çok değerli. Fakat öğrencinin yalnızca geçmiş sınavları çözmesi de yeterli değil.

Çünkü geçmiş sorular sınırlı sayıda. Öğrencinin aynı beceriyi farklı sorular üzerinde uygulaması gerekiyor.

LGS Ajandası’nda da seviyeye uygun farklı kaynakların kullanılmasının öğrenciyi çeşitli soru modellerine hazırlayabileceği belirtiliyor.

Buradaki amaç yüzlerce farklı kaynağı bitirmek değil.

Aynı beceriyi farklı soru kurgularında kullanabilmek.

12.6 Deneme Sınavı ile LGS Çıkmış Soru Aynı Amaçla Kullanılmamalı

Çıkmış soru ile deneme sınavı birbirinin yerine geçmez.

Çıkmış sorular, MEB’in gerçek sınavda kullandığı soru yaklaşımını incelemek için önemli bir referans oluşturur.

Deneme sınavları ise öğrencinin bu becerileri süre, dikkat ve soru geçişleriyle birlikte ne kadar iyi kullanabildiğini ölçer.

LGS Ajandası’nda da denemelerin ardından yanlış ve boş bırakılan soruların analiz edilmesi ve eksik konuların belirlenmesi gerektiği özellikle belirtiliyor.

Bu nedenle 2027 hazırlığında iki çalışma birlikte yürümeli:

Çıkmış soru → sınav dilini öğrenme

Deneme → öğrendiğini sınav koşulunda uygulama

12.7 Her Öğrenci İçin Aynı Çalışma Programı Gerekmez

2018–2026 sorularını incelediğimizde ortaya çıkan önemli sonuçlardan biri de bu.

Bir öğrencinin problemi Matematikte çok adımlı sorular olabilirken, başka bir öğrencinin temel bilgi eksikleri bulunabilir. Bir başkası uzun Türkçe metinlerinde zaman kaybedebilir.

Bu yüzden “her gün aynı sayıda soru, her gün aynı ders sırası” şeklinde standart bir program her öğrenci için aynı sonucu vermeyebilir.

LGS Ajandası’nda da hedef ve eksikler belirlendikten sonra öğrenciye uygun bir çalışma stratejisi oluşturulması ve en iyi planın uygulanabilen plan olduğu vurgulanıyor.

Buradaki ana fikir oldukça basit:

Program öğrenciyi değil, öğrencinin ihtiyacı programı belirlemeli.

12.8 2027 LGS Çıkmış Sorulardan Yararlanmanın En Doğru Yolu

2018–2026 arasındaki soruları bir arada değerlendirdiğimizde çalışma sistemi şu mantık üzerine kurulabilir:

Önce öğrencinin konu ve kazanım eksikleri belirlenir.

Ardından bu eksikler tamamlanır ve temel düzey sorularla kontrol edilir.

Sonrasında beceri temelli sorularla öğrencinin bilgiyi kullanması geliştirilir.

Bunun üzerine çıkmış LGS soruları eklenerek gerçek sınavın soru dili ve yaklaşımı incelenir.

Son aşamada deneme sınavlarıyla bu becerilerin süre içinde ne kadar doğru kullanılabildiği ölçülür.

Ve her aşamanın sonunda analiz yapılır.

Böylece çalışma:

Konu → soru → çıkmış soru → deneme → analiz → tekrar

şeklinde sürekli gelişen bir döngüye dönüşür.

Laas Akademi’nin Bakış Açısı

2018–2026 LGS sorularına baktığımızda bizim için en önemli sonuç, öğrencinin daha fazla soru çözmesinden önce çözdüğü sorulardan daha fazla şey öğrenebilmesi.

Çıkmış soruların gerçek değeri, “2027’de ne çıkacak?” sorusunu cevaplamakta değil.

Asıl değerleri şurada:

LGS nasıl soruyor?

Öğrenciden hangi düşünme becerisini bekliyor?

Benim öğrencim hangi noktada zorlanıyor?

Bu zorlanmayı nasıl giderebiliriz?

Bu dört soru doğru cevaplandığında, çıkmış sorular basit bir PDF arşivinden çıkar ve öğrencinin çalışma planını şekillendiren güçlü bir analiz aracına dönüşür.

13. LGS Çıkmış Sorularını Çözerken Yapılan En Yaygın Hatalar

LGS çıkmış sorularını çözmek, doğru yapıldığında öğrencinin sınav hakkında çok önemli bilgiler edinmesini sağlar. Ancak burada kritik bir ayrıntı var:

Aynı soruyu çözmek, her öğrenci için aynı öğrenme deneyimini oluşturmaz.

Soruyu hızlıca çözüp doğru cevabı görmek ile soruyu gerçekten analiz etmek arasında büyük bir fark bulunuyor. Bu nedenle çıkmış sorular çalışılırken bazı yaygın hatalardan özellikle kaçınmak gerekiyor.

LGS çıkmış sorularını yalnızca çözülecek testler olarak görmek, bu soruların sağlayabileceği analiz değerini azaltır.

13.1 Sadece Doğru ve Yanlış Sayısına Bakmak

Çıkmış sorular çözüldüğünde öğrencilerin ilk baktığı şey genellikle net sayısıdır.

Ancak örneğin 20 soruda 16 doğru yapan bir öğrencinin performansını sadece bu rakamla değerlendirmek yeterli değildir.

Kalan 4 sorunun neden yanlış olduğu çok daha önemli olabilir.

Dört soru da konu eksikliğinden mi yanlış yapıldı?

Yoksa öğrenci konuyu biliyor ama soruyu mu yanlış okudu?

Bir soruda işlem hatası, diğerinde dikkat hatası mı oldu?

Bu ayrım yapılmadığında ortaya yalnızca bir sonuç çıkar; öğrencinin nasıl gelişeceğini gösteren bir yol haritası çıkmaz.

13.2 Yanlış Sorunun Çözümünü Hemen İzleyip Geçmek

Öğrencinin yapamadığı sorunun çözümünü açıp izlemek oldukça kolay.

Fakat çözümü görmek ile çözümü öğrenmek aynı şey değil.

LGS Ajandası’nda da yapamayan soruya öğretmene sormadan önce öğrencinin soruyu yeniden kendi başına çözmeyi denemesi, öğretmenle çözüldükten sonra da pekiştirmek için soruya tekrar dönmesi öneriliyor.

Bu nedenle daha sağlıklı sıra:

Tekrar dene → nerede takıldığını bul → çözümü incele → kendi başına yeniden çöz.

şeklinde ilerleyebilir.

13.3 Çok Zor Sorulara Erken Geçmek

Özellikle Matematik ve Fen Bilimleri’nde öğrenciler bazen doğrudan en zor sorulara yöneliyor.

Oysa sağlam bir temel oluşmadan sürekli üst düzey sorular çözmek, öğrencinin eksiklerini gizleyebilir.

LGS Ajandası’nda da soru çözümünün temel bilgi ve kazanım düzeyinden başlayıp beceri temelli sorulara doğru ilerlemesi öneriliyor.

Buradaki amaç kolay sorularda kalmak değil.

Zorluk seviyesini öğrencinin mevcut yeterliliğine göre kademeli olarak artırmak.

13.4 Çıkmış Soruları Sadece Sınavdan Önce Çözmek

Çıkmış soruları “sınava bir ay kala tamamlanacak testler” olarak görmek de sık yapılan hatalardan biri.

Çünkü bu soruların önemli bir işlevi, öğrencinin sınavın dilini daha hazırlık sürecinin başından itibaren tanımasına yardımcı olması.

Konu öğrenilir, soru çözülür ve ardından uygun noktada çıkmış sorularla o bilginin gerçek LGS formatında nasıl kullanıldığı görülür.

LGS Ajandası da örnek sorular ve çıkmış soruların sınavın dilini anlamak için önemli kaynaklar olduğunu özellikle vurguluyor.

13.5 Aynı Konudan Sürekli Soru Çözüp Hata Nedenini Araştırmamak

Bir öğrenci belirli bir konudan çok sayıda soru çözüyor ama yanlışları sürekli devam ediyorsa, çözüm sayısını artırmak her zaman problemi ortadan kaldırmayabilir.

Örneğin:

20 soru → 5 yanlış

20 soru daha → 5 yanlış

20 soru daha → 4 yanlış

şeklinde ilerliyorsa öğrencinin daha fazla soru yerine önce hatanın nedenini anlaması gerekebilir.

LGS hazırlığında konu takibi, soru çözümü ve yanlışlara geri dönme birlikte yürütülmeli. LGS Ajandası’ndaki çalışma önerilerinde de her konu sonrasında soru çözülmesi, yanlışların not edilmesi ve yanlış yapılan sorulara tekrar dönülmesi tavsiye ediliyor.

13.6 Çıkmış Soruları Gelecek Sınavın Garantisini Sanmak

Belki de en önemli hata bu.

2018–2026 arasında bir konudan çok sayıda soru çıkmış olması, 2027 LGS’de aynı konunun aynı sayıda sorulacağını garanti etmez.

Çıkmış soruların asıl işlevi geleceği kesin olarak tahmin etmek değil, geçmişte uygulanan sınav yaklaşımını anlamaktır.

Bu nedenle:

“Bu konudan her yıl soru geliyor.”

yerine,

“Bu konu geçmiş yıllarda hangi biçimlerde ölçülmüş?”

sorusunu sormak daha doğru.

Böyle düşündüğümüzde çıkmış sorular, tahmin listesinden çıkar ve gerçek bir çalışma aracına dönüşür.

13.7 Asıl Problem: Soruyu Çözmek Değil, Sorudan Öğrenmemek

Bütün bu hataları tek noktada birleştirirsek karşımıza şu sonuç çıkıyor:

Çıkmış soruyu çözmek çalışma değildir; çıkmış sorudan ne öğrendiğini belirlemek çalışmadır.

Bir öğrenci aynı hatayı üç farklı yılda yapıyorsa, burada yalnızca üç yanlış soru yoktur.

Aynı düşünme probleminin üç farklı soruda tekrar ettiğini gösteren bir veri vardır.

Tam da bu nedenle 2018–2026 LGS çıkmış sorularının değerini artıran şey, soru sayısından çok analiz kalitesidir.

14. LGS Çıkmış Soruları ile Kişisel Performans Analizi Nasıl Yapılır?

2018–2026 arasındaki LGS sorularını incelemenin öğrenciler açısından en güçlü taraflarından biri, bu soruların kişisel bir performans analizine dönüştürülebilmesi.

Çünkü aynı soruyu çözen iki öğrencinin yanlış yapma nedeni aynı olmayabilir. Bir öğrenci konuyu bilmiyor olabilir, başka bir öğrenci soruyu yanlış yorumlayabilir, bir diğeri ise doğru yöntemi bulduğu hâlde işlem sırasında hata yapabilir.

Bu nedenle çıkmış sorular çözüldükten sonra yalnızca doğru ve yanlış sayısını yazmak yerine, her sorunun öğrencinin performansı hakkında ne söylediğine bakmak gerekir.

LGS çıkmış soruları üzerinden yapılacak kişisel performans analizi, öğrencinin hangi konu veya soru türlerinde zorlandığını daha net ortaya koyabilir.

14.1 Basit Bir Çıkmış Soru Analiz Tablosu Oluşturun

Örneğin öğrenci 2025 Matematik çıkmış sorularını çözdü. Her yanlış ve boş soru için aşağıdaki gibi bir kayıt oluşturabilir:

SoruKonuSonuçHata NedeniTekrar Gerekli mi?
3Kareköklü İfadelerYanlışKonu eksikliğiEvet
7Veri AnaliziYanlışGrafik yanlış yorumlandıEvet
11Cebirsel İfadelerBoşÇözüm yöntemi bulunamadıEvet
16GeometriYanlışİşlem hatasıHayır / tekrar soru
19OlasılıkYanlışSoru kökü yanlış okunduDikkat çalışması

Bu tablo sayesinde öğrencinin yalnızca kaç yanlış yaptığı değil, neden yanlış yaptığı görünür hâle gelir.

Bu yaklaşım, LGS Ajandası’nda önerilen yanlış ve boş bırakılan soruların analiz edilerek eksik konuların belirlenmesi ve çözülemeyen sorulara yeniden dönülmesi anlayışıyla da örtüşüyor.

14.2 “Konu Eksikliği” ile “Soru Çözme Problemi” Ayrılmalı

Burada özellikle dikkat edilmesi gereken bir ayrım var.

Öğrenci bir basınç sorusunu yanlış yaptı diye doğrudan “Basınç konusu eksik.” demek doğru olmayabilir.

Soruyu yeniden çözdüğünde:

“Basınç kavramını bilmiyordum.”

diyorsa konu eksikliği vardır.

Fakat:

“Konuyu biliyorum ama verilen deneyde hangi değişkenin değiştirildiğini anlayamadım.”

diyorsa sorun farklıdır.

Bu öğrencinin aynı konuyu tekrar tekrar okumaktan çok, deney ve yorumlama soruları üzerinde çalışması daha anlamlı olabilir.

14.3 Doğru Yapılan Sorular da Analiz Edilebilir

Daha önce değindiğimiz gibi, analiz yalnızca yanlış sorularla sınırlı olmamalı.

Öğrenci bir soruyu doğru yaptı fakat çözümden emin değilse, sorunun yanına bir işaret koyabilir:

✓ Eminim

? Emin değilim

★ Zorlandım ama doğru yaptım

Bir deneme veya çıkmış soru çalışmasının sonunda özellikle “?” ve “★” işaretli sorular yeniden incelendiğinde, henüz tam olarak yerleşmemiş bilgiler ortaya çıkabilir.

Bu yöntem, öğrencinin yalnızca hata yaptığı noktaları değil, güçlü görünmesine rağmen henüz tam olarak güvenmediği alanları da ortaya çıkarır.

14.4 Aynı Hata Tekrar Ediyorsa Asıl Çalışma Orada Başlar

Diyelim ki öğrenci farklı yıllardan 30 Fen Bilimleri sorusunda:

3 kez grafik,

2 kez deney,

1 kez tablo

sorusunda hata yaptı.

Toplamda 6 yanlış var.

Burada asıl dikkat edilmesi gereken şey “6 yanlış” değil.

Altı yanlışın büyük bölümünün veri yorumlama çevresinde toplanması.

Bu durumda öğrencinin Fen Bilimleri’nde bütün konuları yeniden çalışması gerekmeyebilir. Öncelikle grafik, tablo ve deney yorumlama becerisine yönelik özel bir çalışma yapılabilir.

İşte çıkmış sorular bu noktada yalnızca sınav kaynağı olmaktan çıkar ve öğrenciye özel çalışma planının verisini üretmeye başlar.

14.5 2018–2026 LGS Çıkmış Sorularıyla Bir Hata Haritası Çıkarılabilir

Dokuz yıllık soruların tamamı çözüldüğünde öğrencinin önünde çok daha değerli bir tablo oluşabilir.

Örneğin:

Türkçe: uzun metinlerde çıkarım

Matematik: çok adımlı problem

Fen Bilimleri: deney ve grafik

İnkılap Tarihi: belge ve harita

Din Kültürü: kavramı bağlama yerleştirme

İngilizce: soru kökü ve diyalog

Bu tablo öğrencinin 2027 hazırlığında hangi becerilere daha fazla zaman ayırması gerektiğini gösterebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bu haritanın öğrencinin kendi performansından çıkarılmasıdır. Başka bir öğrencinin başarı veya hata profili buna doğrudan kopyalanmamalıdır.

14.6 Analizin Son Adımı: Tekrar Ölçmek

Analiz yapıldıktan sonra süreç bitmiyor.

Örneğin öğrenci uzun paragraf sorularında zorlandığını fark etti. Bir süre bu beceri üzerinde çalıştıktan sonra yeniden benzer yapıdaki sorularla kendisini test etmeli.

Aynı hata devam ediyor mu?

Hata sayısı azaldı mı?

Soruyu çözme süresi değişti mi?

Öğrenci artık neden doğru yaptığını açıklayabiliyor mu?

İşte bu ikinci ölçüm, yapılan çalışmanın gerçekten işe yarayıp yaramadığını gösterir.

LGS hazırlığında düzenli tekrar ve yanlış yapılan sorulara geri dönme de bu nedenle önem taşıyor.

14.7 Öğrenci, Veli ve Öğretmen Aynı Veriye Bakabilmeli

Bu analiz yönteminin bir başka avantajı da öğrencinin çalışma sürecini öğretmeni ve ailesi açısından daha anlaşılır hâle getirmesi.

“Matematikte zorlanıyor.”

ifadesi oldukça genel.

Buna karşılık:

“Son üç çıkmış soru çalışmasında çok adımlı problemlerde 9 hata yaptı; bunların 6’sı soruyu modelleyememekten kaynaklandı.”

çok daha kullanılabilir bir bilgidir.

Çünkü artık öğrencinin neye ihtiyacı olduğu daha net görülebilir.

Bu nedenle iyi bir çıkmış soru analizi, yalnızca öğrenciye “kaç net yaptığını” söylemez.

Bir sonraki çalışmanın ne olması gerektiğini de gösterir.

Laas Akademi’nin Bakış Açısı

Çıkmış soruların en değerli hâli, öğrencinin karşısına tekrar tekrar gelen PDF sayfaları değil; öğrencinin kendi öğrenme sürecini gösteren veriler hâline gelmiş hâlidir.

Bizim için önemli olan soru sayısından çok şu sorudur:

“Bu soru öğrencinin bize hangi ihtiyacını gösterdi?”

Çünkü doğru analiz edildiğinde bir çıkmış soru:

Bir konu eksiğini,

bir okuma problemini,

bir dikkat hatasını,

bir çözüm stratejisi eksikliğini

veya zaman yönetimi sorununu görünür hâle getirebilir.

Ve bu noktada yazının başındaki fikre geri dönüyoruz:

LGS çıkmış soruları, gelecekte çıkacak soruları tahmin etmek için değil; öğrencinin gelecekteki performansını geliştirmek için kullanılmalı.

Powered by Joinchat

LAAS Akademi'ye sosyal medyadan mı ulaştınız? 👋

Programlarımız hakkında merak ettiğiniz tüm detayları doğrudan ekibimizden öğrenebilirsiniz.

WhatsApp'tan Bilgi Al →

ChatGPT'den LAAS Akademi'yi mi keşfettiniz? 👋

Programlarımız hakkında merak ettiğiniz tüm detayları doğrudan ekibimizden öğrenebilirsiniz.

WhatsApp'tan Bilgi Al →